Dünyayı algılamamız bir yandan sürekli onun hakkında yeni hafıza datası biriktirmeye ve daha önce biriktirdiklerimizi bir sonraki an çevreyi duyumsadığımızda hafızamızdan geri çağırmaya bağlı.
Dış dünya hakkında sürekli kestirme yapıyoruz. Bu kestirmeler hayatta kalmamız adına son derece hızlı olmak zorunda. Bir dostunuza benzeyen bir insanı arkadan gördüğümüzde hafızamızda daha fazla ya da güçlü kayda göre kestimede bulunuyoruz., sokakta üzerinize doğru gelen köpek ya da evinizde eşyalarınızın yeri. Hepsi aynı hafıza çağırma prosederüne göre siz daha dış dünyayı gerçekte olduğu gibi algılamadan size en çok kullanılmış olan hafıza parçasını kestirme(tahmin) ve en sonunda yargılar yolu ile hızla getiriyor…
Dış dünyayı duyumsamaya yarayan kanallarımız hafıza parçaları ile direk bağlı ve arada neo- korteks dediğimiz gözlemci ve sorgulayıcı bölge çoğu zaman devre dışı. Bu özellik kimi durumda bize hayatta kalma şansı getirirken kimi durumda da büyük fırsatlar kaçırmamıza neden olabiliyor.
Düşünmeden otomatik olarak hareket ettiğimiz zamanlar aslında sorgulayıcı korteksi devreye sokmadığımız zamanlar değil mi?