Yatırım İlkeleri

Ülkemizde maddi değerler erozyonu oldukça uzun zamandır yaşanmaktadır. Gerekli önlemler ve vizyon oluşturulmaz ise bu erozyon önemli ailevi ve toplumsal kayıpları, itilaf ve üzüntüleri beraberinde getirmektedir.

Bireylerin, aile veya kurumların bu erozyonda sürüklenmesinin nedenlerini odaklanmak bir yana sağlam kökleri olan verimli geri ödeme yapan yaşamların nasıl kurulacağını bilmemek bizi istenmeyen sonuçlara götüren en önemli faktördür.

Nedenleri incelemek işlerinde kayıp potansiyeli taşıyan kişiliklerin kendilerinde zamanlı bir teşhis yapmalarına destek olacaktır. Diğer taraftan model ve ilkeler ise yol gösterici olacak takip edilecek bir strateji ve beklentileri ayarlamayı sağlayacaktır. Bilinçli bir varlık yönetimi yaşamlarımızda kendimize ve ailemize kalıcı güvence sağlayacaktır. Hayatlarımız ancak bu kalıcı güvence ortamı üzerinde gelişip ilerleyebilir. Mutlu, güvenli ve yaratıcı bir gelecek sağlama alınmış temeller üzerinde yavaş yavaş inşa edilir. Şimdi yatırımları ve emekleri garantiye almanın ilkeleri ve ekonomik erozyonları minimum etki ile geçen modellerin üzerinde durmak istiyorum.

Gayrimenkul

İster maaşlı çalışıyor olun ister küçük veya orta ölçekli işletme sahibi veya temettü tasarrufçusu olun çalışma yaşamı efor ve zaman bileşeninden oluşur. Siz bu eforu zaman içinde ya kendiniz vermişsinizdir veya başkaları vermiş veya verilmektedir. Efor yani emek verilen her meta yaşadığımız fizik evrende değere dönüşür.

Değer belirleyen üçüncü kriter ise teklik ya da çokluk unsurudur. Yani bu değerden ne kadar sayıda bulunduğudur. Son olarak kondisyon kriteri ise aynı eserin korunumu için verilen efor olduğundan ayrıca aşağıdaki örneklere dahil etmedim. Değeri daha iyi anlamak için değerli bir porselen örneği vermek istiyorum:

Atölyede fırından çıkan porselen bir tabak üzerinde bir grafik sanatçısı çalışma yaptığında porselen sıradan bir porselen olmaktan çıkar. Günlük kullanım yerine ister evdeki vitrinde isterse müzede olsun sergilenmeye başlar. Amaç bu yüksek değeri kırılgan ortamlara sokmamak ve sonraki nesillerin beğeni ve esininine sunmak üzere korumaya almaktır. Bu porselenin değerini belirleyen her unsur yine aynı; zaman – emek/efor bileşimin eseridir.

Porselenin yapıldığı atölye, onu yapanın ustalığı, deseni yapan sanatçının sanatında geldiği nokta hep Zaman X Efor bileşimlerinden oluşur. Bu bileşimler ürünü ortaya getiren unsurlarda da ne kadar yüksekse ortaya çıkan üründe o kadar değerlidir. Michael Angelo’nun tablosu ile öğrencisin tablosu arasındaki fark, kişisel, sanatsal gelişime verilen efor ve zaman arasındaki farktan ve teklik kriterinin varlığından oluşmaktadır.

Bunun gibi 30 saniyede yapılan elektronik bir saat ile yapımı 1.5 yıl süren mekanik bir saat arasında yine efor zaman bileşeni devreye girer. 30 saniyede yapılan saati üreten endüstriyel yapı burada efor zaman bileşkesini doldurabilir. Hatta alanındaki en değerli saat üreten işletme olabilir ancak ortaya çıkardığı ürün teklik çokluk kriterini aynı oranda doyurmaz ve 1.5 yılda yapılan mekanik saatten daha az değer arz eder.  Mona Lisa’dan veya Ayasofya’dan 150 tane olduğunu düşünürseniz değerlerindeki düşüşün sayısal kriterden kaynaklandığını görebilirsiniz. Yukarda sayılan ve mücevherden ev eşyası araç gerece kadar örnekleri çoğaltmak mümkün.

Bir işletmenin içinde bulunduğu verimli ve karlı düzey veya mutlu ve katkı yaratan beraberliklerde dinamik yapıların değerlerini içerirler. Kurumsal bir yapı veya ikili ilişki olsun yine kendilerini meydana getiren kişilerin uzun dönem emekleri sonucu bulundukları düzeylerine ulaşırlar ve efor-zaman ve teklik kriterlerini taşımaya başlarlar.

Yaşadığımız gezegende elle tutulan maddi değerlerin hiyerarşisini oluşturacak olursak en başta ülke toprakları daha sonra kurumsal, tarihi ve güncel yapılar bireysel topraklar/yapılar ve takibinde de sanat ve endüstriyel eser ve ürünler gelir. Elle tutulmayan değerler içinde ise manevi değerleri, bireysel ve kurumsal işletmeleri, anlaşmaları aile, ikili ve toplumsal ilişki ve bağları sayabiliriz.

İster maddi olsun isterse elle tutulmayan olsun uğrunda emek verilen amaçlar sonunda değerlere dönüşürler Kalıcı olarak somut ve soyut bize geri ödeme yapmaya hazır yapılar haline gelmeye başlarlar. Bu vatan toprağından iyi konumlandırılmış bir işletme veya kiraya verilen eve/dükkana kadar aynı değerler geri ödemesini çalışanına ve koruyucusuna verir.

Şimdi gelelim maddi değerler kavramının tahtında oturan para konusuna. Para denen kavram kağıt olmakla birlikte somut/maddi değerlerin ölçümüne yarayan bir skala oluşturmamızı ve bu değerleri değiş tokuş etmemizi sağlar.

Üzerindeki somut değerleri ölçmeye yarayan rakamsal semboller satın alabileceği madde ile örtüştürüldüğünde bizim için paranın değiş tokuş yani satın alma gücü ortaya çıkar. Biz böylece kur değişse de bize getireceği maddi dünyadaki karşılıkları ile bu kağıt parçalarını çokluklarına göre yaşamımızda konumlandırırız. Değerler ve para ile ilgili tanımlarımızı oluşturduğumuza göre şimdi ana konumuza bağlanalım.

İster profesyonel ister girişimci isterse veraset olsun ulaştığımız her parasal değer yukarda da bahsettiğim üzere önemli bir zaman, efor ve teklik özelliği taşır. Bu özellikleri taşıyan her değer tıpkı porselen örneğinde olduğu gibi korunumu ve aktarımı hak eder.

Aslında korunan gerçekte para değil onun bize taşıdığı değerlerdir. İş yaşamı sonunda elde edilen birikimin kalıcı ve artırılarak korunması elde edilen değerleri yaşatmanın gereğidir. Bugün birçok ekonomik ve ticari enstrüman paranın adresi olmaktadır. Bunlardan kimi paraya değer katarken kimi ise paranın üzerindeki değerin törpülenmesine neden olabilmektedir.

Uzun emekler sonucu yaratılan paranın/emeğin korunumu için çok çeşitli yol var gibi gözükse de onu tekrar ait olduğu somut değerler dünyasına döndürmek bu korunumu yaratmak için esastır. Bu paranın tekrardan elle tutulur bir öğeye dönüştürülmesi ile olur. Bu kimi zaman bir otomobil, mobilya veya sanat eseri olabilir. Bizim konumuz ise parayı gerçek güvence kalesine dönüştüren gayrimenkuldür.

Gayrimenkul paranın gerçek kasasıdır. Özellikle erozyonlarla dolu dünyamızda zamanla ve emeklerle kazanılan paranın gideceği en güvenli adres gayrimenkuldür. Burada da bir sıralama yapmak gerekirse; öncelikle kişinin kendi evi gelir.

İkinci aşama, kazancın devam etmesi durumunda işten kazanılan gelirlere eşit kira getirisi sağlayacak gayrimenkullerdir. Gerek kira gerekse iş gelirleri üçüncü ve nihai olarak toprağa yönlendirilmelidir. Üstünde yapı bulunan gayrimenkuller bize kısa, orta ve uzun vade getiri sağlarken toprak yatırımları orta ve uzun vadede servet sağlama özelliğine sahiptir.

Genel yatırım ilkeleri bu çerçevede oluşurken gelirler ve gayrimenkuller ile yapılan bazı strateji ve yatırım hatalarına değinmek istiyorum. Bu nedenle bazı katı yasaları ve altına yapılan hataları not düştüm:

1- Kişinin gelirleri ile ilk amacı eğer yoksa kendi evini almaktır.
Doğada insan dışında hiç bir canlı bir diğer canlının yuvasını kiralamaz veya yuvasız dolaşmaz. Barınmak ve bunun güvenlik altında olması bizim nefes almak beslenmek ve üremek gibi organizmamızın temel ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç güven ve istikrar içinde sağlanmadığında tüm psikoloji temelden etkilenir. Güvenlik ihtiyacının tatmini özel yaşamımızda da her ilişkinin temelini oluşturur. Bu temel sağlanana kadar taraflar arasında gerçek bir ilişki başlayamaz.

2- İlk ev alındıktan sonra amaç kira getiren 2. ev veya dükkan olmalıdır.
Temel güvenlik ihtiyacı hayatımız boyunca yaptığımız yatırımlardaki ilkellik ve disiplin ile korunur. İşimizden elde ettiğimiz gelirler bize bir yaşam standardı çizer. Genel olarak amacımız bu standardı korumak ve güven içinde yükseltmektir. Bu standardı korumanın sigortası çalışma ortamını yitirmemiz durumunda aynı gelirleri sürdürebilmemizde yatar. Bu sigortayı kira gelirleri oluşturur.
Burada yatırım yapacağınız tutardan elde edeceğiniz kira karşılığına bakarak ev veya dükkan arasında seçim yapmanız gerekebilir. Kimi zaman bu korelasyonda dükkan daha baskın çıkabilir.

3- Gayrimenkul gelirleri iş gelirlerine eşit seviyeye gelene kadar kira getiren gayrimenkul alınmaya devam edilir, toprak alımına daha sonra geçilir.
Bu ilke bir önceki maddenin sağlanmasının altını çizer. Gelirler sigorta altına alınmadan uzun vadeli getirisi olacak olan toprak alınırsa bu toprak gelir kaybından dolayı satılmak zorunda kalınabilir.

4- Gayrimenkul satılmaz. Hiç bir gayrimenkul ister toprak, ister köy evi, ister memleketteki işe yaramayan tarla olsun satılmaz. Gayrimenkul değerin dönüştürüldüğü somut ve yıpranmayacak form olarak korunmalıdır. Değerler değiş tokuş edilmez.
Mona Lisa Louvre’da, kaşıkçı elması Topkapı’da durur. Müze kötü yönetilmiyorsa eserlerini satmaz. Gayrimenkul kişinin organları kasları anlamına gelir. Kişi her ne yapacaksa sağlıklı güçlü organ ve kasları sayesinde yapmalıdır. Onları ticari meta haline getirirse varlığını yitirir.

5- Hiç bir gayrimenkul başka bir gayrimenkul almak için satılmaz.
Sık yapılan hata gayrimenkullerin zaman içinde getireceği gelir veya kiraya göre spekülasyon yapıp gayrimenkul değiştirmektir. Bu bir yatırımın değer-zaman eğrisi boyunca ulaşacağı kırılma noktasına kadar bekleyememenin göstergesidir. Yeni yatırımda aynı zaman(bekleme-değerlenme) eğrisi mevcuttur ve yatırım borsadaki kâğıt gibi riske atılır.
Burada önemli olan ilkelliktir. Gayrimenkulü her türlü ticari faaliyetin içinde görmek tehlikeli bir yanılgıdır ve değiş tokuş arenası da bu tehlikenin gerçekleştiği ticaret dünyasıdır.
Bu süreçte yaşanan genel bir pratik ise satılan gayrimenkulün gelirinden bir kısım ödemeler yapmaktır. Bunlar kredi kartları, banka rotatif kredileri, uzun zamandır bekleyen bir ihtiyaç veya tatil olabilir. Yapılan ödemeler her zaman hesap edilenin üzerinde çıkar ve önemli değer kaybı yaşanır.

6- Kredi ile gayrimenkul alınmaz.
Gayrimenkul özenli ve düzenli birikimler ile alınır. Alındığı yerin ve büyüklüğün hiç önemi yoktur. Esas olan ilki eğer yoksa ev, eğer varsa kira getiren bir gayrimenkul olmasıdır.
Gelirinizin üstünü tamamlayacak borç alımı yalnızca 1ayda tahakkuk etmiş alacağınızla kapanmıyorsa bütçenize göre bir alım veya /pazarlık yapmanız gerekir.

7- Gayrimenkul yatırımın ulaştığı son noktadır orda kalmalıdır. Gayrimenkul satılarak iş kurulmaz, büyütülmez.
İş kurmaya veya işin getirili olacağına dair inanç ve heyecan çok büyük olabilir. Zaten bu da kayıpların olabileceğine dair riskin en büyük göstergesidir. Çünkü iş heyecanla ve kaslar/ organlar satılarak kurulmaz. İşi kurmak için ya bir yerde çalışıp birikim yapmalıdır ki bu da ilk ev ilkesini gerçekleştirmenizi bunu gerçekleştirdiyseniz sigorta ilkesini gerçekleştirmenizi bekler. İş kurmak ancak toprak alma aşamasına geçmeden denenebilecek bir girişimdir. Ve sermayesi bir toprak yatırımına ayrılacak paradan daha büyük olmamalıdır.

8- Kurulmuş olan işe gayrimenkul ipotek verilmez.
İpotek satış işleminin öncülüdür. Farkı tapu kaydının üstünüzde olmasıdır. Ancak tüm değer paraya çevrilmiş ve ticari arenadaki parasal çarklara girmiştir. Sonraki aşama işten kaynaklanan olası kayıplar ile resmi satış işleminin tamamlanmasıdır. İş ister profesyonel, ister serbest yaşam olsun maraton koşusudur. Yıllara uzanan alacak verecek hesapları, kariyer planları üzerine kurulur. Bu maratonda ipotek yapmak kendi kanınızı ödünç verip karılığında su almaya benzer. Maratona çıkmadan kısa mesafelerde nefesinizi ayarlamayı öğrenmelisinizdir. Zorunlu ipotek uygulamaları bankalar ile yapılacak çok sıkı pazarlıklar ile rahatlıkla minimize edilir. Bu yaklaşımınız banka tarafından son derece çekici bir müşteri olarak algılanmanızı dahi sağlayabilir. Tutumlu insan zengin insandır, diyen bankacılar şartlarını iyi müşterileri için ayarlarlar. Her durumda ipoteğe verilme aşaması önlenemiyorsa bunun toprak aşamasında olması sağlanmalıdır. Yani 5. maddenin işaret ettiği aşama.

9- Kurulu işe oturulan ev ipotek verilmez.
İş batsa da verilmez çıksa da verilmez. Oturulan evi ipotek vermek kaplumbağanın kabuğunu bırakıp çölde tatile çıkmak istemesidir.
Kişinin kalbini ödünç vererek yapay makine ile yaşarken koşmaya çalışmasıdır. Büyük heyecan, duygusallık ve ham kararların çıktığı durumlara hazırlıklı olunmalıdır.
Bir kez yapmış ve ipoteğinizi geri almışsanız bir daha asla denemeyin.

10- Yatırım yavaş yapılır.
Gayrimenkul yatırımı yukarıda sayılan ilkeler ile özenle yapılır. O gayrimenkulün bulunduğu çevre, tapu durumları, ileride yapılacak kentsel düzenlemeler ile ilgili maksimum bilgiyi toplayarak yapılır. Anı çevrede kimlerin yatırım yaptığına bakılır. Çevrede değer yükselişine etken yapılaşma var mı veya olacak mı, gözden geçirilir. Yatırım kararı kira getirecek yerler için yapılıyorsa bulunduğu apartman bina, işhanı vs koşullar hakkında maksimum bilgi edinilir. Aynı yapıda veya bölgedeki kira getirileri kiracı yapısı, genel giderler, vergiler, bakım yenilenme planları ve giderleri gözden geçirilir.
Tüm bu çalışmalar suni bir hızla yapılan alımları yavaşlatması gereken rasyonel araştırmalardır. İş yaşamınızdan ortaya çıkardığınız önemli bir değeri kasaya koymak üzeresiniz. Kasanızın çürük olmamasına dikkat etmelisiniz.

11- Zenginlik zaman içinde oluşan sağlam temellerin üzerinde durur.
Zenginlik ve bolluk bir ağacın meyve verdiği aşamadır. Hiç bir ağaç henüz köklerini gövdesini oluşturmadan meyve veremez. Kökler bizim gövdemizi yani ilerde meyveleri ayakta tutacak yapıyı toprağa bağlayan yapıdır. Bu yapının iki görevi vardır gövdeden dallara ve meyveye kadar tüm yapıyı beslemek ve onu zor zamanlarda fırtına, erozyona karşı korumaktır.
Bu kökler kişinin yukarıda belirttiğimiz türden ilkelerinden ve temel değerlerinden oluşur. Bunlar ne kadar zayıfsa ağacın ilk zorlukta yani ekonomik, sosyal, fiziksel, psikolojik fırtınada dağılması o kadar kolay olur.
Meyvelerin yarattığı bolluk bir anda oluşacak bir şey değildir ve yaşamın yaz ayları geride kalmaya başladığı zaman olmasında bir sakınca yoktur. Yaşamlarımızı kendimiz ve çocuklarımız için yaşamaya hazırlıklı olmalıyız, bizim için sonbahar onlar için ilkbahardır. Onların mutluluk ve güvenlikleri -tabi aynı ilkeleri benimsemiş olarak- bizim mutluluğumuz ve bolluğumuzdur.
Diğer taraftan şunu belirtmeliyim ki yukarıdaki ilkelere ve maddi özene ne kadar dikkat edilirse hasat o kadar erken olacaktır. Meyvelerin ortaya çıkışı kendi içlerindeki çekirdeklerin her birisinin yeni bir ağaç taşıması ile bolluğun geometrik olarak katlanacağı ortamı doğuracaktır.

Ağaç; sabır, ilke, hedef ve dayanıklılık abidesidir. Meyvesi de sayılamayacak kadar çoktur.
Yaşamlarınızı bir abide gibi yaşamınızı dilerim.
Ve bir şiir
Sen gördün mü hiç satılık bir kaplumbağa kabuğu
Kuş yuvası, tavşan oyuğu
Sen gördün mü var olanın yerinde bir başka var.
Bu gezegenin bile güneş etrafında bir çemberi var ondan başkası da kullanamaz bu yolu.
Önce yolunu yuvanı belle
Sonra gerisi gelir elle emekle
Sonra gelenle dengini yakala
Toprağa bakmak her iş bittikten sonra
Geliri artırmak sonrada bunu sigorta yapmak
Yaşamını güvenç içinde özgürce yaşamak
Sen bu ilkeleri hedefle
Meyveler gelir doğan her güneşle

Yorum bırakın

* Note: Your email will be kept secret and not be published

Translate »