Beyin kapasitenizin yalnızca %10'nu kullanıyoruz. Üstelik her gün 100.000 nöron kaybediyoruz.

Bütünsel zekâ ile beyin kapasitenizi çok daha yukarılara taşıyın.

Ekibinizi “Dâhi”lerden oluşturun.

Dâhilerin ortak özelliklerini yaşamınıza katın.

İçinizdeki Dâhi’nin önündeki engelleri ortaya çıkarın.

Bütünsel zekâ ile kullanılmamış yaratıcılık alanlarınızı keşfedin.

Problem çözümünde kesinlik içeren değerlendirmelere ulaşın.

Stresin yerine coşkuyu koyun. Amacınıza doğru giderken, sınırsız sabrı öğrenin.

Kısıtlı imkânlar ve zor durumlar karşısında çıkış yolu ve çözüm üretin.

Başarısızlığa meydan okuyun.

Bütünsel Zeka ve Dahilik Çalışması

Bütünsel zekâ insan dediğimiz organizmanın işlevinde mevcut olan 7 bileşeni dikkate almaktadır.

Zekânın anlaşılmasına ve geliştirilmesine yönelik şu ana kadar ki yaklaşımlar, IQ ile düşünce ve bilgiyi, EQ ile duyguları ve SQ (Spritüel Zekâ)ile birlik ve ilahi yönlerimizi gözlem altına aldılar.

Bütünsel zekâ varoluşumuzdaki duyguları ve düşünceleri de içeren yedi ana bileşeni birbirleriyle etkileşimleri ile ele alırken, kullanmadığımız dâhilik boyutundaki zekâ kapasitemizi açığa çıkarır.

Ayrıca dâhilik çalışması ile zekâmızı şu anda bulunduğu yerden yukarıya nasıl çıkarabileceğimizin yöntem ve bilgileri paylaşılır.

Bunu yaparken dâhiliğin önündeki psikolojik engelleri deşifre eder.

Bir diğer anlamda bilgeliğin tanımı ve sahip olduğu özellikler açıklanırken, bilgelik yönünde atabileceğimiz adımları gündelik yaşamımıza indirger. Her türden günlük deneyimin bütünsel bir zekâ ile algılanmasını sağlar.

Bütünsel zekâ ve dâhilik çalışması; algısal açıklığımızı ve değerlendirme kriterlerimizi genişletirken bireysel gelişim yönünde benzersiz bir katkı oluşturur.

Doğal olanı saklı olduğu yerden çıkararak bireylerin çözüm bekleyen düşünce ve davranış biçimlerini dönüştürerek iş, sosyal ve özel yaşamlarına yaratıcı bir aydınlık getirir.

Bütünsel zekâ doğal olanla yapay olanı ayırt etme farkındalığı başlatır.

Dâhilik çalışmasında yaşamın farklı alanlarından elde edilen bilgi birikimleri problem çözme ve yaratıcılık yeteneklerinin geliştirilmesinde kullanılır.

Çalışmada, bireysel kazanç yaratılırken çoğunluğunda kazancını oluşturmak için gerekli sorumluluk bilinci aşılanır.

Çalışma 2 tam günlük workshop ve seminer olarak yapılır. 

Daniel Goleman 90'larda zekâyı bileşenlerine ayırmaya EQ (Duygusal Zekâ) ile başladıktan sonra 2000'lerden itibaren bir de SQ terimi ve çoklu zekâ ile karşılaştık. SQ spritüel zekâya işaret ederken çoklu zekâ ise farklı algısal kanallarımızı kullanarak işleyen zekâya ait bir terimdi. Her üç kategoride kendi açılımları doğrultusunda zekâyı yorumladılar.  Birisi duygusal durumların çözümlemelerinin zekâ süreçlerine katkısını diğerleri ise algısal farklılıklarımız ve ruhsal yönümüzün zekâmıza etkisi konusunda bizleri aydınlattı. IQ yani zekânın klasik ölçütü ise bir dizi görsel ve sözel yeteneği ve bilgiyi ölçmeye dayalı bir metottu.

Bütün bu yaklaşımlar insan denen organizmanın düşünsel işlevlerinin etkinliğini farklı kriterlere göre ölçmeye yarayan faydalı araçlar oldular.

Yaşamın her alanında bir bütünü oluşturmak için öncelikle parçaların yapılanmaya başlaması doğal bir evrim sürecidir. Genelde ilk parça oluştuğunda bundan sonra bir adım daha olup olmayacağı dâhi düşünülmezken, aynı kavramı açıklayan bir ikinci yaklaşım ortaya çıkıverir. Doğada bolca gözlenen bu durum diğer birçok düşünsel kavram ve disiplin içinde geçerlidir.  Psikoloji bilimi bu evrimsel sürece güzel bir örnektir.

Freud'un psikanalizi ilk ortaya çıktığında insan düşünce ve davranışlarına devrimsel bir bakış açısı gelmişti. Yalnızca psikanaliz bile oldukça geniş bir kavramken ardından davranışçılardan, hümanistlere, gestaltçılardan, bilişselcilere birçok tamamlayıcı ekol çıktı. Bütünsel yaklaşım bu gün tıptan teknolojiye her türden disiplinin ihtiyaç duyduğu bir metoda dönüşmek üzereyken psikolojide aynı amaçla yeni ve birleştirici bir ekole doğru hızla ilerlemektedir.

Bugün zekâyı, zaman ve zemin hazır olduğu inancı ile daha önceki tamamlayıcı yaklaşımları da kullanarak bütünsel olarak ele alabilmekteyiz.

Bu durum bize önceye nazaran benzersiz bir avantaj getiriyor. İnsanı inceleyen tüm bilimsel ve ruhsal disiplinlerin yine insanı açıklamakta kullandığı yaklaşımlar birbiriyle örtüşmeye başladığı bir dönemde yaşıyoruz. Mevlana’dan konuşurken kuantum mekaniğinden örnek verebiliyor, daha önce yan yana gelmemiş disiplinleri önemli problemlerin veya projelerin çözümü konusunda kullanabiliyoruz.

Yaşadığımız dünyada zekâ dediğimiz olgunun kişisel faydayla eş zamanlı olarak dünyadaki canlılığın devamı konusunda fayda yaratması gerektiğinin bilincine varmış durumdayız.

Nasreddin Hoca’nın; 'bindiğim dalı kesiyorum' benzetmesi insanoğlunun kendi ekolojik sonunu hazırlamak konusundaki ısrarcı ve korkutucu körlüğünü açıklıyor.

Bireylerin, toplumların ve dünyadaki yaşamın istenmeyen bir yöne doğru gidişi her zaman için insanın sahip olduğu zekâyı tam kapasitede kullanamayışından kaynaklanmaktadır. Bu kapasite düşünsel yeteneklerin salt güdüsel ve duygusal ihtiyaçlara hizmet etmesi durumunda olumsuz olarak kullanılmak durumunda kalmaktadır. Oysa zeka bütünsel bir amaca hizmet ettiğinde akla, akıl ise bilgi ve yaratıcılık ile yoğrulduğunda dehaya dönüşmeye başlamaktadır. 
Bireysel ve gurup çalışma detayları için lütfen bilgi alınız.