Quantum Nazar

 Nazar sadece bizde değil dünya üzerindeki her kültürde küçük farklarla da olsa yaşayan bir inanış. Bu inanış bildiğimiz üzeregözle görülmeyen enerjik etkilerin bakışlar ile belirli bir noktaya odaklanmasına dayanır.
Eğer nazar kavramını biraz daha açarsak  gözlemcinin, bu kendimiz veya bir başkası olabilir, gözlemleneni değiştirmesi olarak tanımlayabiliriz. Burada gözlemlenen bir çok durumda sahip olduklarımız ve sahip olmayı arzu ettiklerimizle ilgilidir. Bunlar çoklukla güzellik sağlık, bolluk, talihli işler veya iyi ilişkilerdir.
Nazar korkusu ile her hangi bir şekilde dikkat çekecek kadar iyi ve güzel görünen bize ait herhangi bir  varlığımızın ortaya çıkmasını istemeyiz. Çünki eğer çok görünür bir şekilde ortaya çıkarsa diğer insanların dikkatini çeker ve onlarda bunlara sahip olmak adına güzelliklerimize, sağlığımıza, ilişkilerimize göz koyarlar.
Bir diğerinin kızgınlık (benim yok öfkesi: kıskançlık) ve korku karışımı enerjisi bizim korku enerjimizle aynı nokta üzerinde birleştiğinde yıkıcı etkiyi başlatıverir.
Nazar inanışımız gerçekte sahip olunanı kaybetme korkusuna dayanıyor. Öyle ki bu korku ile kendi kendimize dahi nazar değdirebiliyoruz.
Sahip olduğumuz veya olmaya başladığımız herhangi bir pozitif varlık ile ilgili  korku/endişe hisstemeye başladığımızda bu varlık üzerine daha fazla titreyip daha da gözlemci olup bu varlığın korunması adına daha tedirgin olabiliyoruz. Bir süre sonra sahip olduğumuz varlığı (iş, eş, para, ev, maddiyat, sağlık, mutluluk) kaybetmeme endişemiz o kadar yükseliyorki ne yaparsak yapalım kaybın önüne de geçemiyoruz.
İster kendi kendimize olsun isterse kem bir gözün başlattığı ama bizim içimizde karşılık bulan bir korku ile olsun korku ile üzerine titreme davranışı aslında sahip olunan güzelliklerimizi korumak adına onlara zarar vermemize neden olabiliyor.
Yaşam doğal akışı içindeyken acaba bir şey olurmu veya acaba kaybedermiyim endişesi bizi yaşanan süreçleri kontrol etmeye yönlendiriyor.
Oysa sürecin parçalarının kendi aralarında organize olmalarını ve beklenen sonucu vermeleri için gözlemsiz bir alan ve zamana ihtiyaç duymaktadırlar.
Tıpkı hepimizin çok yakından bildiği bir diğerinin eleştirel  gözü üzerimizdeyken yaptığımız işi bir türlü başaramayışımızdır.


Olanlara quantum  süreçler  açısından bakarsak hali hazırda gözlemciler nazarları -kontrolleri- ile işe karışmadan doğal ama mucizevi fonksiyonlarını yerine getiren atom altı dünya, işe gözlemci etkisi girdiğinde elektron doğal akışlarını sekteye uğratıyor ve süreçler kesintiye uğruyor.
Kontrol amaçlı gözlemin devreye girmesi ile birlikte çoklu  dalga etkisi yaşayan elektronların davranışı, bir anda damla etkisine geri çekiliyor.
Tıpkı yaşamımızda  tam olmak üzere  yolunda giderken korkuyla üzerine titizlendiğimiz süreçlerin bozulması gibi!

İster psikolojik düzlemde olsun isterse quantum sanırım hayat akış halindeyken araya girmek veya onun akış dinamiğine güvensizlik etmemek gerekiyor. Bir de tabiki diğer gözlemcilerin etkisi  bizim onlara geçit veren eş korkular ortaya çıktığında üzerimizde etkin olabiliyorlar. 
Quantum dünya, içinde yaşadığımız dünyada bulunan dinamiklere dair ipuçlarını gözler önüne seriyor.

Yaşadığımız hayat ise ister quantum düzeyde olsun isterse makro düzeyde aynı paternleri takip ederken her türlü yaşamsal sürece ölçülü tedbiri aldıktan sonra teslimiyetle yaklaşıp korkudan kaynaklanan nazar enerjimizi minimize edebiliriz. Unutmayalım korku veya onun aktif hali öfke aslında güçlü bir enerjidir. Onu nasıl kullandığımız kaderimizi belirleyebilir.