Bu bölümde sizlerle bir Şaman'ın dünyada yaşama ya da dünyadan geçmenin sanatını anlattığı satırları kendi katkılarım ile  paylaşacağım.

Bu Şaman Castenada'nın kitabında adı geçen Don Juan Matus isimli Yaqui kızılderilisidir. Kişisel veya ruhsal gelişime ilgi duyan- gerçi bu ilgiden çok her insanda mevcut  sürekli varolan   gizil bir dürtüdür- herkesin okumasını tavsiye edeceğim 12 kitaplık bir seridir.

Aşağıda her seride Castenadın Don Juan'ın yanında gördüğü eğitimlerin sonunda oluşmuş ve bu eğitim sonuçlarına  paralel olan kendi özetlemelerimi birlikte  veriyorum. 



Don Juan'a göre Savaşçı salt bir kavramdan daha fazlasıdır. Savaşçılık bir yaşam biçimidir. Ve  bu yaşam biçimi korkunun önündeki yegane engeldir. Uygulamacının akışını sürüdürebilmesi için yegane kanaldır. Sıradan insanın korkusunu dize getirmek istediğinde farkında olmadan giriverdiği kanal.. 

O, bunu, ruhunu ait olduğu sonsuzluğa armağan etmenin bir biçimi olarak görür.
Bir Şaman korkunun bize zihinlerimizi veren gölgelerin besini olduğunu bilir, ve bu besini onlara vermek yerine zihnin giremediği yüreği ile verir kararlarını.

Savaşçı mükemmel bir dövüşçüdür. Onun fendi sürekli tetikte oluşunda yatar. Bu tetiktelik durumu yüksek bir farkındalık durumudur. Onun orucu farkında olmaktır. Göz kırpmaksızın farkındadır...

Savaşçı korkuya karşın bir avcı gibi uyanıktır...

Sıradan insan başına gelen herşeyi bir lutuf ya da lanet olarak sınıflandırır. Bu onu duygusal bir sarkaca çevirir. Yorar. Oysa bir savaşçı için başına gelen herşey bir meydan okumadır. Onun için bir mücadelenin bitişi sonsuzluğun verdiği derin bir nefestir. 

Bir şaman bile bile saçmalar. Dünya önünde sürekli meydan okumalar ürettikçe o da duygularının harekete geçişini izler. Bilir duygularının çengeller taşıdığını, takılmaz kalıcı olarak onlara.. çok kötü ya da çok iyi olsalarda takılmaz...


Bir savaşçının özgürlük arayışı , bildiğim tek gerçek  dürtüdür. Oradaki sonsuzluğun içine uçup gitme özgürlüğü. Çözülüp dağılma özgürlüğü; havalanma, bir mum alevi gibi olma özgürlüğüdür...
O mum ki, milyarlarca yıldızın ışığının önünde durmasına karşın sapasağlam kalır, çünkü asla üstünlük taslamamıştır, ne ise odur, sadece bir mum...

Bir savaşçının zekası sevgisinden gelir. Sevgisi ile sıradan insanda olan  tepkiyi alt eder. Tepkisinin kurbanı değil sevgisinin getirdiği seçeneklerine ulaşır.

Savaşçı kesintisiz bir meydan okuma halinde olduğunu bilir. Sıradan insan zorlukları lanet; yolunda giden işlerini ise lutuf olarak anlama düşkünlüğü ile yaşamını geçirirken o herşeyin salt bir meydan okuma olduğunu bilir.

Sıradan insan kendisine verdiği önem ile acınırken kendini dünyanın merkezine koyduğunun farkında değildir. Savaşçının ruhu ise onun sonsuzluktan emanet aldığı ateşidir. Areşin döneceği yer yine sonsuzluktur. 
Sıradan insan kendini beden olarak görme düşkünlüğü ile geçirir yaşamını. Her edimi o bedeni korumak ve kollamak adınadır. Oysa bir savaşçının edimleri tinde birer niyettir. O niyeti ile tini, tininde onu değiştirdiğini bilir. Beden tinde bir görünümden ibarettir, savaşçının dikkati ruhundadır.

Sıradan insan bedeni kollar Savaşçı ise ruhu parlatır. Parlatırda ne için; ruhu tinle birdir. Doğal olarak özgürdür. 

Sıradan insanın cenneti ve cehennemi vardır. Savaşçınında cenneti ve cehennemi vardır. Sıradan insan bunu bir liyakat meselesi yapar, savaşçı ise özgürlük.

Savaşçı derin üzüntülerini ruhunu tavlamada kullanır, sıradan insan ise onlarla hsatalanmayı ve bakım görmeyi yeğler.

Savaşçı eninde sonunda kendisi ile güreşte olduğunu bilir. Dünya önünden gelip geçmedikçede bu güreş devam eder.Ta ki algısı birgün bildiğimiz dünyayı alaşağı eder.

Savaşçı dünyadan geçince özgürlük pencerinden sıradan insanın cennetini görür. O görüntü unutulmazdır. Erki kafi olamaynı sayrı yapar.

Sırrı gören savaşçı daha fazla erk toplamak ve kişisel önemini yıkmak durumunda olduğunu bilir. 

Sır bahçeyi sulayan su gibidir. Ancak savaşçı durdurak bilmeksizin bahçesini ayrık otundan temizler.

Savaşçının sırrı dünyadan geçişindedir. Bir daha hiç bir zaman eskisi gibi dönmez dünyaya, her ne kadar dünya elinden geleni ardına koymasa da.