Stratejik planlama çalışması her kurumun olmazsa olmazı.

Özellikle büyüme ve kurumsallaşma aşamasında olan işletmeler ekiplerini paylaşılan bir vizyona ulaştırmak için bu türden makro planlama çalışmalarını gerçekleştirmek durumundalar.

 

Aslına bakarsanız insanın doğası stratejik planlama prensiplerine göre harekete geçmektedir.

 

Bireysel olarak basit bir hedefe ulaşmak için beynimizin ve bedenimizin farklı bölgelerinin koordine olması gerekmektedir. En ufak bir tereddüt ve katılım eksikliği dahi hedefe ulaşmayı etkiler.

Bir kurum için kalabalık ekiplerin kolektif bir beyin oluşturduğunu unutmamak gerekiyor. Bu ekiplerin ahengini ise birlikte oluşturulan motive edici uzun vadeli bir vizyon, duyguları yani vücut kimyasını harekete geçirecek anlam dolu bir misyon gerekiyor.

 

Tüm bunlar gerçekleştiğinde farklı organların yani bölüm veya süreçlerin işleri etkin, yani başarılı iş sonuçlarını getirecek bir plan ve program içerisinde projelendirmeleri gerekiyor.

Aksi takdirde güçlü bir iyi niyet ile ortaya çıkan bir kakofoni, emek veren bireylerin inancını örseleyebiliyor.

 

Yönetimin yönetişim kavramına evirilmesi ancak tüm çalışanların istekli birer katılımcıya dönüşmesi ile mümkün olmaktadır. Öte yandan liderlik paydası hedefe doğru çıkılan uzun vadeli bir yolculukta kritik önemini korumaktadır.

Özellikle başlangıç döneminde yönlendirme, talep etme, ölçme yani denetlemenin başında olduğunu güçlü bir şekilde göstermesi şart.

Lider ilk kalkış momentumunu devreye soktuğunda arkasından başka liderler aynı momentumu koruyacak inisiyatifi almaya başlıyorlar.

Ben bunu bir bardağın içinde duran suyu bir kaşık ile karıştırmaya benzetiyorum.

İlk konumda tamamen gelişigüzel hatta kaotik durumda bulunan su molekülleri kaşığın dönüş momentumunu vermesi ile birlikte aynı yönde güçlü bir devinim yaratmaya başlarlar. Yeterli dönüş gücüne ulaşıldığında kaşığın yükü hafifler ve hatta suyun devinimi yani liderliği kaşığı dahi döndürmeye başlar.

Artık lider sahneye yalnızca devinimi (verimi) belirlenen standartta sürdüreceği anlarda ve krizlerden çıkış dönemlerinde yönetmek için ölçülü bir şekilde devreye girer. Gerçek bir lider ise sahne arkasında başka liderler yetiştirmekle meşgul olur.