Herkese Merhaba!
 
-Eğitime başlamadan önce seminerlerimizi nasıl bir çerçevede yürüteceğimizden bahsetmek istiyorum.
 
-Seminerlerde yer alan tüm konular yaşamın içinden -gündelik yaşamımızdan- seçilmiştir. Bunlar bizim ya merak duyduğumuz konular ya da hakkında bilgi sahibi olmaya ihtiyaç duyduğumuz konulardır.
 
-Bu konulara yaklaşımımız ise oldukça kapsamlı olacak. Kimi zaman psikolojiyi, kimi zaman felsefeyi, kimi zaman da spiritüalizmi ve diğer tüm pozitif bilimleri yaşamdan deneyimlerin içine sokacağız. Amacımız kendimizi ve yaşamımızı derinlemesine anlamak olacak. Anlamanın bizi nerelere götüreceğini ise ileride konuşacağız.
 
-Eğitimlerimizde bir diğer önemli unsur ise sizleri okuyuculuktan katılımcılığa çekmektir. Etkin bir katılımcılık eğitimin amacı ile birebir örtüşür.
 
-Bu bakımdan sizleri içinizde barındırdığınız sorular ve sorunları seslendirmek için şimdiden cesaretlendirmek istiyorum.
 
-Ama bundan önce sizleri kısaca tanımak istiyorum.
 
-Lütfen yaşınızı, medeni durumunuzu, işinizi ve bu seminere katılma amacınızı burada paylaşalım.
  
-Kişisel gelişim yoluna çıkarken aile/ anne baba ile ilişkilerimizin düzenlenmesi neden gerekmektedir?
 
-Aslında neden basit! Biz en yakınlarımızla anlayışlı ve doyumlu bir aile ilişkisi kuramıyorsak bu durumu kendi kurduğumuz ailemizdeki ilişkilerde nasıl sağlayabiliriz.
 
-Başka bir neden ise böylesine önemli bir konuda bilincimizde devamlı halledilmemiş mutsuz bir köşe bırakarak kendi yaşam hakkımızdan çalmamızdır. Halledilmemiş meseleleri olan kişi ise gelişim yolunda tökezleyecek ve mutsuz olacaktır.
 
-Daha da ötesi kendi hakkımıza boş vermiş ya da daha iyisi olmasındansa daha kötüsü olmasın çizgisine çektiğimiz bu ilişki biçimi ile canımızdan çok sevdiğimiz çocuklarımıza nasıl örnek oluyoruz ya da olacağız.
 
-Peki, her eğitimimizde değineceğimiz öncelikli konulardan birisi 'sorumluluk'.
 
-Bu eğitim başlığı konusunda da sizde bağlayıcı bir sorumluluk duygusu uyanması gerekiyor. Bunun için önce amacımızı belirlemeli sonrada bunu nasıl gerçekleştireceğimize karar vermeli, bunu yapmadığımızda sonuçlarının ne olduğunu öğrenmeliyiz.
 
-Amacımız: Anne ve babamla olan ilişkimi ve anlayışımı değiştirmeli onları sevgiyle kabul etmeliyim.
 
-Bunu yaparken kendimi feda etmemeli duygusal, fiziksel, maddi haklarımı ve özgürlüğümü bu yolda yitirmemeliyim. Öncesinde yitirmişsem bu yeni yaklaşımım ile geri kazanmalıyım.
 
-Eğer bunu yapmazsam o zaman kendime ve çevreme duygusal ve fiziksel olarak ağar bedeller ödetmek durumuna gelebilir yaşam kalitemi hiç de istemediğim şekilde düşürürüm.
 
-Böylesi bir düşüş ise mutsuzluk ve negatif bir varoluş biçimi demektir.
 
-Aslında hiç bir eş ya da sevgili diğerinin çözemediği aile ilişkilerinin bedellerini ödemek durumunda değildir. Ancak bu çözümü yaşamında sağlayamayan taraflar farkında olarak ya da olmayarak bu bedelleri karşısındakine de ödetirler.
 
-Ebeveynlerle yaşanılan sorunları kendi ev ortamımıza getirişimiz hiç de nadir değildir. Bu durumu sözel olarak yansıtmasak da emin olun ki duygu durumunuzdaki değişiklik aktif ya da pasif olarak bunu kendi aile ortamınıza taşıyacaktır.
 
-Uyanması gereken diğer bir sorumluluk biçimi ise daha gizli fakat gizli olduğu kadar da önemli bir sorumluluk biçimidir.
 
-Ayrıca bu sorumluluğun gereğini yaptığınızda oluşacak olanları anne ve babanız tam olarak hak etmektedir.
 
-Çocukluğumuzda ya da ergenlik dönemimizde edinilen algılara dayanan yargıların ve bunların yarattığı duygusal yaraların bugüne ait bir bilinçle çalışılması gerekmektedir. Bu çalışmanın özgürleştirici ve yaşamınıza mutluluk getirici sonuçlarını ilerde anlatacağım.
 
-Bu çalışma yapılmadığı sürece geçmişinizin şu anki duygu durumunuzu esir almasına izin verdiğinizi ve ilişkilerinizi bu önyargılara göre kurmak zorunda kaldığınızı göreceksiniz.
 
-Öyleyse artık üç tür sorumluluktan bahsedebiliriz:
 
1) Kendimize karşı sorumluluğumuz
2) Yakın ve uzak çevremize karşı sorumluluğumuz
3) Vicdani sorumluluk
 
Vicadani sorumluluk Hiç bir zaman düzeltemeyeceğimizi sanıp ilişkinin öylece bırakılmasının neden olacağı bedelleri ve aynı zamanda tüm bu durumu düzeltici bir davranış biçimi olduğunu öğrenmekle başlayan sorumluluğumuzdur.
 
 Yapılabilecek bir şeyler varken ve buna gücünüz yeterken yapmamak. Vicdanlılık acıma ile karıştırılmamalıdır ki çoğu zaman vicdan acımasız olmayı gerektirir. Vicdan doğrudan doğruya kişisel ve evrensel esenlik için bilinç ve sorumluluk sahibi olmamızı takip eden içsel bir kontrol mekanizmasıdır. Ve kişinin kendini feda ediciliğini ve acımasını kapsamaz.
 
-Aile, özellikle de anne baba ilişkilerimizin yeniden oluşturulmasında bazı metotlar ve bu metotların ihtiyaç duyduğu bir donanım vardır.
 
-Bu donanım sahip olmamız gereken asgari düzeyde bir psikoloji bilgisi ve empati becerisidir.
 
-Bunun için anne baba ilişkilerini temizleme öncesi özellikle çocuk psikolojisinden yapacağınız okumalar sizlere çok yardımcı olacaktır.
 
-Çocuk psikolojisi sizi gelişimsel düşünmeye yönelteceğinden yani anne babadan ya da ortamdan gelen söz ve davranış biçimlerinin çocukta uyandıracağı mesaj ve düşünce yapılarını anlamaya yardımcı olacağından onlarla ile girişilen bu yeni dönem diyaloglarınızda sizi daha derin bir anlayışa ulaştıracaktır.
 
-Bu anlayışın yönü kendi çocukluğunuza doğru olacak ve o dönem geliştirmeye başladığınız anlayışın ve dolayısı ile yargıların bir çözümlemesi olacaktır.
 
-Hepimizin ailesinde çocukluğumuzdan itibaren hatırladığımız tartışmalar, çocuklukta edinilen üzüntüler kızgınlıklar ve mutsuzluklar olmuştur.
 
-Bu üzüntüleri ve kızgınlıkları hiç hak etmediğimizi düşünmüş, daha sonraları yetişkinlik dönemlerinde onların bu davranış biçimlerinden şikâyetçi olduğumuzu onlara söylemiş ancak aldığımız karşılıklar yine eskinin bir tekrarı olarak karşılıklı anlayışsızlığın devamı olmuştur.
 
-Bir süre sonrada durum böyle olunca çözülmemiş problemlerin üzerine 'bu durum beni daha da çok sinirlendiriyor iyisi mi hiç bu konuları açmayayım' diyerek gitmemeye hatta ilişkiyi olabildiğince minimuma indirmeye çalışmışızdır.
 
- Bu tutum ise çocukluk ve erken yetişkinlik dönemlerimizde edinilen unutulmuş yargıların her ilişkide yeniden pekiştirilmesi anlamına gelmektedir.
 
-Oysa sizce aile modelimiz, aile ortamımız bu mu olmalıdır?
 
-Hatta birçoğumuz için anne baba ile bir araya geliş, bir süre sohbetten sonra ergenlik kavgasına dönüşmeye başlamaktadır.
 
-Kimi zaman bir tarafla iyi olduğumuz durumlarda vardır.
 
-Aileden aileye değişen bu gibi durumlarda bir taraf genelde asabiyetinden dolayı cezalı konumda bırakılır.
 
-Cezalı konumda kalan ise iletişimsizlikten daha da içe dönük, gücenik, savunmacı ve kızgın olmaktadır.
 
-Bir ebeveynin yarattığı korku kaynaklı saygı diğer aile bireylerini kendisinden uzaklaştırmaktadır.
 
- Ebeveyn böylece  aile içindeki sevginin kötü bir kopyası olan saygıyı çaresiz ve bilinçsiz bir şekilde bu yoldan elde etmektedir.
 
- Yıllanmış anne baba ilişkilerinde yaşanan diğer bir durum ise demin bahsedilen gerilimli türde bir baba ile fedakâr anne modelidir.
 
-Bu çiftlerde ise genelde olan rol değişimidir. İleri yetişkinlik dönemlerinde yumuşayan ve artık duygusal kapılarını açan bir baba ile acı çekmekten usanmış ve geçmişin intikamını çıkaran sert ve uzak anne modelidir.
 
-Diğer taraftan onların inatçılıkları, söz dinlememeleri, kırılganlıkları ise artık bize iki tane büyük çocuk sahibi olduğumuzun habercileridir sanki...
 
-Durum bu olunca bizlerde huzurlu bir sohbet edemeden ya ziyareti noktalar ya da çözülmeyen mesele hiç yokmuşçasına hafif ve yararsız konulara geçeriz.
 
-Şimdi II. bölümde bahsettiğim dönüştürücü metottan söz etmeden önce anne ve babamızla ilgi yaşadığımız sorunları sizlerden duymak istiyorum.
 
 
-Bu sorunları anlatırken onların arasındaki gerginlikler ya da ayrılıkların sizin duygu durumunuzu nasıl oluşturduğunu da öğrenmeyi istiyorum. Kendi aralarındaki ya da sizlerle olan ilişkilerinde yaşadığınız gerilim ve üzüntüleri sizlerden duymak istiyorum. Ayrıca durumunuzu iyileştirmek adına bulunduğunuz girişimler ve yaklaşım tarzınızı öğrenmek istiyorum.-Şimdi ilk bölümde sözü edilen aracımızdan, metodumuzdan bahsedebiliriz.
 
-Bu metodun 1. evresi ebeveynlerimizle belirli bir niyetle konuşmaktır. Bu niyet bir insanı tanımak yoluyla anlamaktır. Bütünüyle tanımadığımız bir insanı tam olarak da anlayamayız.
 
-Bu konuşmaları ona özel zamanlar hazırlayarak yapmanızı öneririm. Zira bu konuşmalar uzun soluklu konuşmalardır, dolayısıyla konforlu rahat bir ortam seçin. Ayrıca onu biraz şımartmak için özel bir yemeğe çıkarabilirsiniz. Ancak bu gibi konuşmalar için yine de en iyi ortam genelde ev ortamıdır. Ve size bir şey söyleyeyim ona sevgilinize hazırladığınız ortamı hazırlayın; çünkü o elbette sizin sevgiliniz. İçkiyi olabildiğince bu konuşmalardan uzak tutun. Zihni bulandıracağı için işe yaramayacaktır.
 
-Onun ihtiyaç duyduğu rahatlığı, ona içtenlikle yaklaşarak siz verin.
 
-Onlara yaşamlarını hatırlayabildikleri geçmişlerinden itibaren anlattırın. Çocukluklarını, oyunlarını, kendi anne babalarını, kardeşlerini, onları nasıl gördüğünü, kıskançlıklarını, neler hissettiğini, nerelerde oturduklarını, anne babasının işini onlarla ilişkilerini, maddi durumlarını, tahsil hayatlarını yakın arkadaşlarını gençliklerini özellikle ilk flörtlerini, nasıl evlenmeye karar verdiklerini...
 
-Bu konuşmaları olabildiğince detaylı gerçekleştirin. Hemen şunu ilave edeyim ki bu konuşmaları birkaç akşama ya da birkaç haftaya yayın bir kerede bitirmeyi beklemeyin.
 
- Göreceksiniz o dahi birçok unuttuğu anıyı o an sizin sayenizde canlandıracaktır, Bilişsel olarak sizin kadar hazırlıklı olmasa da birçok temizlik fırsatını ona böylece yaratacaksınız.
 
-Kısmen psikanalizi hatırlatır bu yöntem, ancak burada amaç anne ve babanızın salt çocukluk anıları ile iyileştirilmesi çabası değildir.
 
-Burada siz onu artık daha da fazla geç kalmadan tanımaya başlıyorsunuz.
 
-Tanıdıkça ortaya çıkan malzeme ise elmas madeninde elmas aramaya benzer ancak süreç daha verimlidir.
 
-Bu durumun birinci yararı, onun yaşam değer ve inançlarını belirleyen ortamı anlamaktır. Ona sevgiyle yaklaşıp içten bir kulakla dinlediğinizde kimi durumlarda ebeveyninizi ondan da iyi tanımaya başladığınızı göreceksiniz. Bu değer ve inançları ile o zamanlar vardığı yargıların nasıl da onun davranış biçimini belirlemeye başladığını ilk elden anlayacaksınız.
 
-Bu yaklaşım “Canım elbette biliyoruz onların döneminde imkân ve koşullar elbette bu günkü gibi değildi' cümlesinin ne kadar hafife alınan bir ifade olduğu gerçeğini hatırlatmalıdır.
 
-Diğer bir pozitif gelişme ise bu kadar içten bir dinleme tarzı onu sizin düşündüğünüzden daha konuşkan yapacaktır.
 
-Artık kendini size çok daha yakın hissetmeye başlayacaktır.
 
-İstediğiniz şey sanırım bu, öyle değil mi?
 
-Bu bir zamanda yolculuk sürecidir ve ne kadar itinalı yapılırsa o kadar gerçek ve o kadar başarılı olur.
 
-Şimdi babanızla ya da annenizle yaşadığınız bir olayın sizde yarattığı duygusal izleri temizlemek için geçmişe gittiğinizi bu olaya mani olarak ya da şu ya da bu şekilde yanlış anlamaları gidererek bugüne döndüğünüzü düşünelim.
 
-Olacak olan değişiklik, ilişkinizin bu türlü bir anlayışsızlık ve önyargıdan kurtulmuş olarak daha anlayışlı ve yakın olarak devam etmesi olacaktır. Bu yüzden ona karşı bir kızgınlık hatta kırgınlık tutmamanız olacaktır.
 
-İşte bu metotla da olacak olan tam olarak bunun aynısı olacaktır. Hatta bunca zaman beslenen bir önyargının verdiği “haksızlık etmişim” düşüncesi buna eşlik etmelidir.
 
-Bu durumda ortaya çıkacak duygunun şefkat ve yakınlık olduğunu ifade etmeliyim. Ki bu sizin sıkıca tutunmanız ve peşinde olmanız gereken duygu durumunuzdur.
 
-Gerçekleştirilmesi gereken bir süreci için şimdiden bu kadar bilgi sizin için yeterlidir. Bunun fazlasını ancak sizin deneyiminiz sonrası paylaşabiliriz.
 
-Çünkü o zaman paylaşılabilecek eş deneyimler oluşmuş olacaktır.
 
-Evren akıl yürütme ile çözümlenemeyecek kadar kıvrak ihtimallerden oluşmaktadır. Ancak şunu bilmeniz isterim ki bu ihtimallerin her biriside deneyimlendiğinde bize kendimizi anlatan birer anahtardır.
 
-Şimdi bu metodun neden işe yarayacağını konuşalım. Konuşalım ki inancınız yükselip niyetiniz keskinleşsin.
 
-'Niyette keskinlik' sonraki eğitimlerimizde ele alacağımız bir konu... Ve evrendeki değişim sürecinin ise tek anahtarıdır.
 
-Aslında yapacağımız daha öncede belirttiğim gibi bir insanı anlama niyeti ile tanımak.
 
-Bu tanıma sürecini olabildiğince detaylı ve içten geçirmemiz önemlidir. Bir diğer konu ise sorulması en zor konuları bile aradaki anlayış ve güveni artırdıkça zamanla sorup bugüne ait bilincimizin önüne çıkarmaktır.
 
-Böyle bir duygusal paylaşım sürecinin sayısız karşılıklı faydası olacaktır.
 
-Yük edinilen anıların paylaşılarak hafifletilmesi, kimseye açılmayan iç dünyanın en yakına hatta utanılan kişiye destek görerek açılması ile ortaya çıkan özgürleşme, acı yaratmış iletişim kazalarının şimdi ve burada yeniden anlayışla düzeltilmesinin sağladığı yakınlık duygusu...
 
-Ve varoluşsal yalnızlık duygusunun üstesinden gelinmesinin yarattığı insanın özelliklede zor mutluluk.
 
-Varoluşsal yalnızlık duygusu zamanlarının arka arkaya anlaşılmamasından kaynaklanan bir izolasyon durumudur. Genelde eşler arasındaki birinci boşanma nedenidir.
 
-'Aynı evin içinde beraberim ancak sanki yalnızım’ üstelik bir başka ilişkide de bu durum bunun aynısı olacak. İyisi mi bekârlık sultanlıktır.
 
-İşte böyle bir anlaşılma şansı verdiğinizde ki bunu kendiniz için yapma niyeti ile yola çıktınız, karşınızdaki insanda yaratacağınız olumluluk havası… Çok önemli.
 
-Böyle bir yöntem ile ulaşacağınız önemli bir istasyon ise kendinizin ebeveyninizin tam bir kopyası olduğunuzu bulgulamanızdır.
 
-Onda sizi rahatsız eden her ne özellik varsa: Asabiyeti, alınganlığı, gururu, güçsüzlüğü, inatçılığı, kalın kafalılığı, aşırı yufka yürekliliği, hakkını savurganca dağıtması, fedakârlığı, saflığı, küçümsemeciliği, aceleciliği, mükemmeliyetçiliği... Bunların hepsinin sizin kendi özellikleriniz olduğunu fark edeceksiniz.
 
-Değişenin yalnızca bedenleriniz ve yaşam ortamlarınız ve deneyimlerinizin şekilsel farklılığı olduğunu söyleyebilirim. Ancak zihinsel iskeletiniz tamamıyla onun aynısıdır.
 
-Burada kaderin bizlere nasıl bir oyun oynadığı gibi bir soruya yönelebiliriz.
 
 -Bu soruya genetik ve psikolojik açıklama; kalıtsal fizyolojik unsurların tekrar aynı etkileşimlere maruz kalması olarak özetlenebilir. Buradaki etkileşim ise, doğrudan modelleme ya da inkâr ve isyana rağmen bilinçsiz modelleme ile olmaktadır.- Tüm bu konuşmaları yaparken onlarda sevmediğiniz özellikleri ilk anda kendinizde görme konusunda tepkisel olabilirsiniz.
 
-Bu davranış biçimlerinizi geçmişinizde nerelerde başlattığınız ve bunların ön hazırlıklarının kalıtsal ya da potansiyel olarak size nasıl geldiği işte bu konuşulanlar sırasında birer birer ortaya çıkacaktır.
 
Böylece bir zaman- erken çocukluk /ergenlik döneminde bir duygusal travma ya da duygusal güçle öğrenilmiş bir davranış ya da değer, sizin alışkanlık edindiğiniz bir yaşam biçimi olacaktır.
 
Ortamınızın da bu davranış biçiminizi tetikleyen ya da onaylayan bir ortam olduğunu düşünürseniz kendinizi bunu hiç bir zaman sorgulamak gibi bambaşka ve kurtarıcı bir yola girmek isteği duyarken görmezsiniz.
 
-Böylece öğrenilen yaşam biçimi sizin alışkanlığınıza yani otomatik tepkilerinize dönüşür. Sonuç olarak kendi ilişkilerinizi ve ortamınızı bu varoluş biçiminize göre yaratırsınız. Bu da çekmiş olduğunuz acıların devam etmesi ve bilinçsiz ama mükemmel bir şekilde yeni neslinize aktarılması anlamına gelir.
 
-Buna kısır döngü, feleğin çemberi ya da Budizm’in tekeri denir.
 
-Kısır döngüyü kırmak, feleğin çemberinden geçmek, karmaları ödeyip bir daha enkarne olmamak içinse yaşamımızdaki bizi yöneten her zayıflığın, her yoksunluğun, her dengesizliğin, her gücün farkına varmak ve hiç sahip olmadığımız yaşam denetimimizi vermeye başlayacağımız büyük bir savaşla ele geçirmek gerekir
 
-Rastlantısal bir yaşamdan egemenlikli doyumlu bir yaşama, gelişigüzel acı dolu bir yaşamdan anlamlı ve sevgi dolu bir yaşama ancak bu yolda bilinçlenerek ve oluşan yeni bilinciniz doğrultusunda sorumluluk alarak ve gereği olanı yerine getirerek geçebilirsiniz.
 
-Ancak bu yolda terlemeye başlayacak birisinin emekleri karşılık görmeye başlar. Gerçek empati ancak böyle oluşturulabilir.
 
Gerçek empati onunla bir olmak o anlatırken içinizin titremesi aynı çaresizliği iliklerinizde hissetmeniz, aynı duyguları daha da geniş bir perspektiften yaşamanız, anlamanız ve deyim yerindeyse helalleşmenizdir.
 
-İşte bunu ya da bunun kademelerini yaratmaya başladığınızda ona yaklaşımınız rahat, sevgi ve şefkat dolu olacaktır.
 
-Bu metot aramızda bir anlayış olabilmesi için metot olarak adlandırılmıştır. Aslında basitçe tamamen donanımsız, çaresiz ve bilgisiz bir insanın yapabileceği en basit en yalın ama en insancıl davranış biçimidir. Onunla tüm gizleri, korkuları, utanılanları, tüm yaşamı konuşmak, tanımak, anlamak, kabul etmek, sevmek...
 
 -Sizlere hatırlatmam gereken önemli bir nokta ise: Bu çalışmanın siz ve ebeveyniniz arasında olacağıdır.
 
-Varacağınız her türlü mutluluk ve anlayış noktası kişiseldir. Sizinle onun arasında gelişecektir. Eğer bir orana vurursak bunda siz çok daha ağırlıklı bir sonuç elde edeceksiniz. O sizin kadar rahatlamış ve özgürleşmiş daha derin bir anlayışa kavuşmuş hissetmeyecektir.
 
-Şu hatayı yapmayın: Sizinki gibi bir berraklığa ve bağışlayıcılığa kavuştuğunu düşünüp eşiyle YA DA YAŞAMLA arasını düzeltebileceğini düşünmeyin.
 
-Zira bu düşündüğünüzden de uzun ve farklı bir eğitici deneyimler süreci gerektiren bir meseledir. Bu durum sizi hayal kırıklığına uğratmasın; çünkü baştan bu konuda hayal kurmamanız gerekiyor.
 
-Kişisel zaaflarınızı bulup düzeltmeye başladığınız bir ortamda artı kendi evinize ait olmayan gerilimleri aştığınız huzurlu bir ortamda çocuklarınıza olan yaklaşımınızı bir düşünün şimdi bakalım.
 
-Tamamen modellenecek, hayata dair değer ve inançların kopyalanacağı bir kişideki düzelmelerin çocuklarınızın gelişimine nasıl yansıyacağınızı tahmin etmenizi istiyorum. İşte şimdi, onları yetiştirmeye başlıyorsunuz, İşte şimdi onların yaşamları için sorumluluk almış bulunuyorsunuz.